Eskişehir'in GPS'le İşaretlenmiş Sırları: Şehrin Kalbinde Saklı Hazine Avına Çıkın!
Eskişehir'in bilinmeyen köşelerini modern bir hazine avıyla keşfetmeye hazır mısınız? Geocaching ile GPS kullan...
Her şehrin bir takımı vardır ama her takımın arkasında bir "şehir" yoktur. İşte Eskişehir’i diğerlerinden ayıran en ince çizgi budur. Lig durumu ne olursa olsun, ister Süper Lig'de şampiyonluğa oynasın ister amatör kümeye düşsün; bu şehrin sokaklarında Siyah-Kırmızı bayraklar asla inmez. Porsuk kenarında yürürken, tramvayda giderken veya bir esnaf lokantasında yemek yerken, kulağınıza mutlaka o efsanevi tezahürat çalınır: "Es Es Es, Ki Ki Ki, Eski Eski Es!"
26burada.com olarak, bugün futboldan öte bir sevdayı, "Anadolu Yıldızı"nın şehrin damarlarında nasıl aktığını yazıyoruz.
Tribün kültürü denince akla gelen meşaleler ve bağırışların ötesinde, Eskişehirspor tribünlerinin bir sanat eseri vardır: Bando EsEs. Dünyada bir stadyumda bando ile tezahürat yapan kaç taraftar grubu vardır? Trompetlerin ve davulların sesi duyulduğunda, Atatürk Stadyumu (veya Yeni Stadyum) bir opera salonuna değil, bir karnaval alanına dönüşür. O ritim, sadece maçı değil, şehrin o haftaki modunu belirler.
Eskişehir’de babalar çocuklarına önce "Baba" demeyi, sonra "Es-Es" demeyi öğretir. Hafta sonu planları fikstüre göre yapılır. Maç günü Doktorlar Caddesi’nden geçen o kırmızı-siyah formalı kalabalık, şehrin en güzel manzarasıdır. Es-Es’li olmak, skor tabelasına bakmaksızın, "Bizim Çocuklar"a sahip çıkmaktır.
Eskişehirspor, endüstriyel futbola karşı Anadolu’nun dik duruşudur. Amigo Orhan’ın yönettiği o efsane açık tribün koreografileri, İstanbul dükalığına "Biz de varız ve buradayız" demenin en estetik yoludur. Bu takım düştüğü yerden kalkmasını bilir, çünkü arkasında onu asla yalnız bırakmayan, deplasman otobüslerinde sabahlayan cefakar bir halk vardır.
Bugün formanı giy, sokağa çık ve göğsünü gere gere dolaş. Çünkü sen sadece bir takımın taraftarı değil, büyük bir hikayenin parçasısın.