Eskişehir'de Tek Biletle Şehrin Ruhunu Yakala: Eskart Sırları ve Aktarma Haritası!
Eskişehir'in dinamik ruhunu keşfetmek için cebinizdeki en akıllı rehber: Eskart! Tek biletle tüm şehri dolaşman�...
Eskişehirli olmak demek, hayatının önemli bir kısmını o kırmızı-gri vagonların içinde geçirmek demektir. Estram, sadece bizi bir yerden bir yere taşıyan bir ulaşım aracı değil; aynı zamanda sosyolojik bir laboratuvardır. Sabah işe giderken yaşanan o sessiz gerginlik, akşam okul çıkışı öğrenci muhabbetleri ve teyzelerin "yer verme" bakışları...
Hepimiz o kartı "dıt"latıp turnikeden geçiyoruz ama içeride işleyen başka bir hukuk var. 26burada.com olarak, tramvayda hayatta kalmanın ve "halk düşmanı" ilan edilmemenin yazısız kurallarını derledik.
Tramvayın en büyük günahı, tıka basa dolu vagonda sırt çantasıyla dönmeye çalışmaktır. Sen sadece sağa dönüyorsun ama sırtındaki o devasa çanta, arkadaki üç kişiye kroşe atıyor! Öğrenci kardeşim, işçi abim; o çanta bacak arasına alınacak. Bu kurala uymayanlar, "Çıkarın şu çantaları!" diye bağıran o gizemli amcanın gazabına uğramaya mahkumdur.
Kapı önünde durmak, Eskişehir'de bir ata sporudur. Durak yaklaşır, inmeye çalışırsınız ama kapı önündeki o duvar yıkılmaz. "Pardon, inecek var!" dediğinizde size "E biz de inicez herhalde" bakışı atan o kitle yok mu... İşte onlar bu şehrin sabır testidir. Kural basittir: İnmeyeceksen, kapı ağzını boşaltacaksın ya da inenlere yol açmak için geçici olarak inip tekrar bineceksin.
Turnikeye kartı okuttuğunuzda çıkan o tiz ve uzun "Dııııt" sesi... Ardından ekranda beliren "Yetersiz Bakiye" yazısı... Ve o an arkanızda bekleyen 10 kişinin "Hadi ama kardeşim" bakışları. Bu, bir Eskişehirlinin yaşayabileceği en kısa korku filmidir. O an hemen en arkadaki kişiye dönüp "Fazla kartı olan var mı, parasını vereyim?" demek, en hızlı kriz yönetimidir.
Tramvayda karşılıklı koltuklarda oturuyorsanız, karşınızdaki kişiyle göz göze gelmemek için insanüstü bir çaba sarf edersiniz. Tavandaki durak haritasını ezberlemiş gibi yapmak, telefonda hiçbir şeye bakmasanız bile ekranı kaydırmak veya dışarıdaki Porsuk manzarasını (karanlık olsa bile) izlemek zorundasınızdır.
Tramvaya yaşlı bir teyze veya amca bindiğinde, oturan gençler arasında sessiz bir "kim kalkacak?" savaşı başlar. Kimi uyuyor numarası yapar, kimi kitabıylamı ilgilenir. Ama o vicdan yok mu... En sonunda biri pes eder ve kalkar. O an teyzenin ettiği "Allah razı olsun evladım" duası, günün en büyük kazancıdır.
Tramvaylar kalabalık, bazen havasız ve gürültülü olabilir. Ama kabul edelim; o kırmızı vagonlar olmadan bu şehrin tadı tuzu eksik kalır.